Sağlık politikaları kavramı hangi konuları kapsar?
Sağlık politikaları kavramı; bir ülkede üretilen sağlık hizmetlerinin kullanıcılara sunulma şeklini, hizmete erişimi belirlemek için yürütülecek faaliyetleri ve finansman düzenlemelerini belirleyen yasal düzenlemelerin oluşturulmasını ve uygulamasını kapsamaktadır.
Sınırlı kaynakların etkili bir şekilde kullanılması, önceliklerin belirlenmesi, yapılan harcama karşılığında yaratılan değerin bilinmesi ve etkili kaynak tahsisi için şeffaf ve hakkaniyetli bir sağlık politikası oluşturulması kamu sağlığı için büyük önem taşımaktadır. Sağlık politikaları kapsamında yürütülen faaliyetlerde ortak amaç, toplumun iyilik halinin sağlanması ve bunun sürdürülebilir olmasıdır.
Sağlık hizmetlerinin toplumda vazgeçilmez olması, devletlerin sağlık ve sağlık hizmetleriyle ilgili konulara eğilimlerini artırmıştır. Toplumun sağlık ihtiyaçlarına cevap verecek sağlık hizmeti sunmak için iyi planlanmış bir sağlık sistemi ve kaynak dağıtım politikası gereklidir. Sağlık ihtiyaçlarının sürdürülebilir bir şekilde karşılanması, sürekli olarak artış eğilimi gösteren sağlık harcamalarının yönetilebilmesine bağlıdır. Devletler, hem toplumun sağlık ihtiyacını hem de artan sağlık harcamalarını karşılamak için gerektiğinde sağlık politikalarında düzenlemeler yapmaktadır.

Ülkemizde sağlık politikalarının belirlenmesinde ilgili paydaşların katkı ve iş birliğini değerlendirir misiniz?
Ülkemizde sağlık politikalarının belirlenmesi ile ilgili çalışmaların geçmişine bakıldığında, sağlık hizmetlerinin devletin temel görevlerinden biri olarak ele alınmasının 23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi"nin kurulması ile başladığı görülmektedir. TBMM"nin kuruluşundan sadece dokuz gün sonra, 2 Mayıs 1920 tarih ve 3 sayılı kanun ile Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı (SSYB) kurulmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarında, bugünkü sağlık uygulamalarının temelini oluşturan yasalar yürürlüğe girmiştir.
Türkiye"de kamu sağlık politikaları bağlamında 2003 yılında başlatılan “Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP)”, sağlık hizmetlerinin örgütlenmesi ve sunulmasında önemli değişiklikler getirmiştir. 2003 yılında başlatılmış olan SDP ile, Sağlık Bakanlığının sağlık hizmetlerinde köklü bir değişime gidildiği görülmektedir. SDP ile sekiz ana başlıkta ilerleyerek sağlık alanında gelişmeler kaydedilmeye başlanmıştır. Hazırlanan SDP'nin 8 ana bileşeni ilgili paydaşları da kapsamaktadır:
1- Planlayıcı ve denetleyici Sağlık Bakanlığı
2- Herkesi tek çatı altında toplayan Genel Sağlık Sigortası
3- Yaygın, erişimi kolay ve güler yüzlü sağlık hizmet sistemi
a) Güçlendirilmiş temel sağlık hizmetleri ve aile hekimliği
b) Etkili ve kademeli sevk zinciri
c) İdari ve mali özerkliğe sahip sağlık işletmeleri
4- Bilgi ve beceri ile donatılmış, yüksek motivasyonla çalışan sağlık insan gücü
5- Sistemi destekleyecek eğitim ve bilim kurumları
6- Nitelikli ve etkili sağlık hizmetleri için kalite ve akreditasyon7- Akılcı ilaç ve malzeme yönetiminde kurumsal yapılanma
8- Karar sürecinde etkili bilgiye erişim: Sağlık Bilgi Sistemi
Sağlık politikalarının kapsamında, sağlık hizmetleri sisteminin ötesinde sağlık üzerinde etkisi bulunan kamu sektörü, özel sektör ve kâr amacı gütmeyen organizasyonların faaliyetlerinin tümü yer almaktadır. Bu çerçevede, Derneğimiz de tüm paydaşlar için sürdürülebilir ve erişilebilir bir ilaç politikası oluşumuna katkı sağlamak misyonuyla faaliyetlerini sürdürmektedir.

Etkin sağlık politikalarının düzenlenip uygulanması neden önem taşıyor?
Devletin vatandaşlarına karşı taşıdığı sorumlulukların başında sağlık hizmetleri geldiğinden, sağlık hizmetlerine erişimi ve hizmet kalitesini artırmaya yönelik stratejileri benimseyen faaliyetler önemlidir.
Sağlık politikalarına verilen önemin büyüklüğünün, sağlıklı nüfus yapısıyla sürdürülebilir kalkınma arasında doğrusal bir ilişki olduğu yönündeki genel kanaatten kaynaklandığı söylenebilir.
Sağlık hizmetleri, dünyanın en hızlı büyüyen sektörlerinden biridir. İster kamu ister özel olsun tüm sağlık hizmetleri sistemleri sürdürülebilirlik zorluğuyla karşı karşıyadır. Demografik değişiklikler (yaşlanan nüfus, kronik hastalıklardaki artış vb) ve hasta popülasyonunun beklenti ve ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik teknolojik gelişmeler nedeniyle maliyetler artmıştır. Son ekonomik zorluklar ve Covid-19 pandemisi, sağlık sektörünün karşı karşıya olduğu zorluğu artırmıştır.
SGK tarafından yayımlanan ve 2010-2021 yıllarını kapsayan, sağlık hizmet sunucusu türüne göre analiz verilerine göre ikinci basamak ve üçüncü basamak sağlık tesislerine müracaat sayısında gerçekleşen artış oranı %62,35 seviyelerindedir. Müracaat başına ortalama maliyetteki artış ise %142"lere ulaşmıştır. 2020-2021 yılları karşılaştırıldığında müracaat sayısında görülen artış oranı %20,83 iken müracaat başına ortalama maliyetteki artış ise %14,27 olarak bildirilmiştir. Dolayısıyla sağlık hizmetlerinde, sürekli artan bir maliyet söz konusudur. Sağlık hizmetleri, yeni hasta ihtiyaçları ortaya çıktıkça, teknolojiler ve teknikler güncellenirken sürekli olarak uyum sağlaması gereken, hızla değişen bir endüstridir. Etkin sağlık politikalarının uygulanması sürdürülebilir bir sağlık sistemi için bu nedenle çok önemlidir.

Ülkemizde kamu otoriteleri sağlık yatırımlarında yeterince teşvik edici bir rol üstleniyor mu?
Ülkemizde kamu otoriteleri tarafından sağlık alanında yapılan yatırımlar oldukça ciddi boyutlardadır. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, sağlık harcamaları kapsamındaki yatırımlar 2020 yılında bir önceki yıla göre %31,9 artarak 16 milyar 870 milyon TL'ye ulaşmıştır.
İlaç sektöründe yeni fırsatlar içeren biyoteknoloji, nanoteknoloji gibi inovatif alanlar, sermaye yatırımı gerektiren alanlar olarak kabul edilmektedir. Bu alanlardaki projelerin başarısı, firmaların üzerindeki finansal yükün kamu iş birliği ile en aza indirilmesi ile gerçekleştirilebilir.
2023 Vizyonu ve 10. ve 11. Kalkınma Planı gibi resmi belgelerde de yer verildiği şekilde, yürürlükte olan teşvik sisteminde, OECD teknoloji yoğunluk tanımına göre yüksek teknolojili ürün sınıfında yer alan ürünler, diğer bir deyişle ilaç yatırımları, üretim yatırımları öncelikli yatırım konuları arasına dahil edilmiştir. On Birinci Kalkınma Planı (2019-2023) kapsamında, biyoteknolojik ilaçlar gibi yüksek teknoloji gerektiren alanlar başta olmak üzere Ar-Ge, üretim, nitelikli insan kaynağı ve mevzuat konularında ülkemizde gerekli ekosistemin oluşturulmasına yönelik hedefler ve kimyasal, bitkisel, biyolojik ve radyofarmasötik (nükleer) hammaddelerin üretimine yönelik altyapı geliştirilmesine yönelik faaliyetlere yer verilmektedir.

Ülkemizdeki sosyal güvenlik sistemi çerçevesinde, ilaç alanındaki alıcının kamu olması sebebiyle, Ar-Ge alanında yapılan teşviklerin bitmiş ürünler için de sağlanması önemli bir husustur. Kamu tarafından belirli bir sürede fiyat ve volüm garantili alımların yapılması kritik önem taşımaktadır. Devletin teşvik mekanizması ile birlikte çok fazla insan kaynağı yatırımı yapılması gerektiğinden, bu garantinin mevzuatta yer alması önemli bir ihtiyaca cevap verecektir. AR-GE merkezlerimizdeki tüm çalışanlarımızın uzun süreli sosyal güvenlik ve vergi muafiyeti desteklerinin devam edilmesi, her türlü ekipmanın vergiden muaf olması gibi teşvikler firmaların bu alandaki çalışmalarının sürekliliği için önem taşımaktadır.

 Bu haber şu ana kadar 159 kez izlenmiştir. | Haber tarihi: 22.11.2022